Girişimcilik

Burada ne yazayım diye sordum geçenlerde ama aslında çok düşünmüyorum ne yazayım diye. O sırada aklımda ne varsa, vaktimi neye harcıyorsam genellikle yazıların konusu da bu oluyor. Tabii bazen biraz gecikmeli, çünkü düşünüp taşınıp bir yerlere gelmesi vakit alıyor; bazen de sansüre takılıyorlar. Aklımın süzgecini her gün kontrol ediyorum, kaçak olmasın diye :). Şimdi her telden konuların yanına bir de girişimcilik ekliyoruz. Sırf bunla mı kalır, arkası da gelir mi, hiç bilmem, ama devamını isteyen olursa ses vermeniz gerekir. (yazacağım varsa istemeseniz de yazarım zaten, web günlüğü de böyle bir şey değil mi.. :))
 
Ara sıra yeni mezunlar gelip girişimcilikle ilgili fikirlerimi sorar, ama aldıkları cevaplardan pek memnun olmazlar. Çünkü yeni girişimcinin cesaretlendirilmeye ve iyimserliğe ihtiyacı vardır ama eskisinde bunlardan fazla kalmaz. Yine de insanın çok şey öğrenmesine imkan sağlayan bir faaliyet girişimcilik, sıradan bir mba’de öğrenemeyeceğiniz pek çok şeyi uygulamaları etüd etme fırsatı sunar; ama baştan uyarayım, HBS‘te bile dersler daha ucuzdur, hesabınızı ona göre yapın.
 
Başarılı iş adamlarının arasından hem zevkle dinlenen, hem de çok kıymetli şeyler anlatan pek çıkmaz nedense.. Muhtemelen söyleyecekleri bir sözle uygunsuz bir şeyleri ağızlarından kaçırmaktan korkarlar; suya sabuna dokunmayan şeylerin de kıymeti kalmaz haliyle. Büyük istisnalardan biri rahmetli Üzeyir Garih’ti, toprağı bol olsun. Üzeyir Garih hem kendi ile ilgili hikayeleri anlatmaktan çekinmez hem de çok özlü dersler çıkartmayı başarırdı. Girişimcilikle ilgili çok önemli bir hikayeyi aktarmıştı bir seferinde televizyonda, ben de burada tekrar etmek istiyorum. Çok zaman geçti üzerinden, hatırladığım kadarıyla Garih iş hayatın atıldığında bir büyüğünün tavsiyesiymiş bu hikaye.
 
Garih’in anlatımıyla, girişimcilik sirklerdeki top cambazlığına benzer. Girişimcinin elinde de üç top var, bunlar: özsermaye, karlılık ve nakit akışı. Malum cambaz ne kadar usta olsa da ara sıra topun düşmesi kaçınılmazdır, iş hayatında da bu toplar bazen düşebilir. Ancak bu toplardan ikisi, öz sermaye ve karlılık lastik, üçüncüsü nakit akışı ise demirdendir der, Üzeyir Garih. Bir süre zarar ya da öz sermayede azalmayı işletmeler kaldırabilir; ancak nakit akışındaki sıkıntılar ilk andan itibaren krize dönüşmektedir.
 
Kıssadan hisse, top cambazlığına soyunuyorsanız ayağınıza düşen topun hangisi olduğuna dikkat etmek gerekiyor.
 
Belirli zamanlarda i-con’un farklı işlevlerine odaklandım. Her işlevinin gelişmesi ve olgunlaşması için çaba gösterdim. Bu sırada iki şey öğrendiğimi düşünüyorum. Birincisi hayatın her anında geçerli bir kural: denge. Kuruluşu düzen içinde yürütmek ve büyütebilmek için tüm işlevlerine dengeli önem vermek gerekli. Dağılım eşit olmak zorunda değil, ki bünyesine göre değişiklik göstereceğinden bir reçete de yazmak imkansız ama dengeli olması şart.
 
Diğer ders ise bu işlevlerle ilgili. Diğer tüm işlevlerin yanında bir yeni girişimin (start-up) başarısı dört ana işlevin sağlıklı çalışmasına bağlı, galiba. (Emin olduğum zaman anlarsınız zaten :)) Bunlar üretim, satış, pazarlama ve finans. Bu dört işlev verimli bir şekilde çalışmazsa yeni girişimin uzun ömürlü olacağını sanmıyorum.
 
Bunlardan ilk ikisi diğerlerine göre daha basit. Eğer üretemiyorsanız (hizmet ya da mal, fark etmez) ya da istenilen özelliklerde üretemiyorsanız, ya da istenilen miktarda üretemiyorsanız; bir şekilde üretim işleviniz çalışmıyorsa yapacak bir şey yok zaten. Satış da buna benziyor, satamazsanız üretmenin faydası yok. Bu ikisi kısa vadede krize dönüşür; yapabilin ve satabilin.
 
Diğer ikisi biraz daha arkadan geliyor. Satıyorsam zaten, niye pazarlayayım diyebilirsiniz, ki yanlış; pazarlama ile yarın satabilmeniz için çaba harcarsınız. İkisinin arasındaki temel fark da bu olmalıdır zaten; satış bugün elinde olanı satmayı sağlamalı, pazarlama ise yarın (ve sonraki günler) satmaya devam edebilmemizi. Eğer pazarlama işleviniz aksıyorsa işletmeniz büyüyemez, ya da büyümesini sürdüremez.
 
Finans ise büyümenin sürdürülebilirliğinin diğer anahtarıdır. Finans özkaynaklarınızla yatırımlarınız arasındaki ilişkiyi yönetecek işlevinizdir. İyi ya da kötü bu işlev bir şekilde çalışır, şirketiniz çalıştığı sürece. Ama aksarsa başınız ağrır. Kötü finansın yol açağı en iyimser kaybınız karlılık olur. Bu da yeterince ciddi bir kayıptır.
 
Girişimcinin görevi bu dört işlevi uyum içinde çalıştırmaktır. Diğer işlevlerin bu ana başlıklar altına girdiğini düşünüyorum.
 
Eğer bu fikirlerimi beğendiyseniz, i-con hisselerine yatırım yapmak üzere para biriktirebilirsiniz. :)) (şaka, henüz borsaya açılmak için çook küçüğüz.)
Bu yazı Strateji içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Girişimcilik

  1. da vinci coder dedi ki:

    Bu güzel yazı için teşekkürler : ) Girişimcilik konusu açılmışken bir konuda fikrinizi almak isterim.. 
     
    Uzun süredir analiz ettiğim ve tam olarak mantığını çözemediğim bir model var. Bu model çalışıyor ama dediğim gibi mantığını kavrayamıyorum..
     
    Ürünleri satan satış ekibinin satılan ürün ile ilgili teknik bir geçmişi olması istenen bir özellik değil çoğu zaman. Örneğin bir mümessilin bir doktora ilacı tanıtmasını verebiliriz. Mantığım diyor ki; satış ve pazarlama ekibi hem yatay hiyerarşide hem de dikey hiyerarşide müşteri tarafındaki sorumlu kişilerle çok iyi iletişim kurabilmeli. Yani mümessilin doktoru ikna edebilecek kadar abiyane tabirle "jargonunu" kullanabilmeli hem de, eğer bu doktor bir hastanede çalışıyorsa hastanenin satın alma departmanındaki kişilerle çok iyi ilişkiler kurabilmeli. Bunun için hem teknik bir geçmişe, hem de, mükemmel iletişim becerilerine sahip olması gerekli, diyor mantığım.
     
    Ama uygulamada dediğim gibi çoğunlukla bu böyle değil. Bunun mantıklı bir açıklaması olmalı diye düşünüyorum ama henüz ikna edici bir cevap bulamadım. Örneğin doğuda büyük aile şirketlerinde ( sanko, okan etc gibi ) dediğim şekilde çalışıyor. Yine çok büyük uluslararası şirketlerde de teknik geçmişi olan kişiler satış bölümünde yer alabiliyor ve hatta sırf bu adamlar üzerine venture şirketleri yatırım yapabiliyor.
     
    Aklıma gelen:
    1. cevap: Nerde öyle adam, varsa da onu finanse etmek çok güç…
    2. cevap: Ürünün satın alınmasına karar veren kişiyi kendi ekibindeki teknik kişi (nedense) yönlendirmiyor..
    3. cevap: Bu modelin arkasında yatan bir mantık var.. ama onu çözemiyorsun..
     
    bu konudaki fikirlerinizi almak isterim..
     
    Ersan.

da vinci coder için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s