Toyata neden yoldan çıktı

Toyota Motor Corp. 2001 yılında "Toyota Way" olarak da adlandırılan bir yönetim politikasını yayınladı. Bu politika, üretim felsefesi kalite ile özdeşleştirilen şirketin geleneksel kültürünün bir parçasıydı. Toyota’nın üretim anlayışı, içinde barındırdığı Kaizen gibi unsurlarla otomotiv endüstrisinin de dışında tüm endüstrilerce kalitenin altın kuralı olarak görülmeye başlandı. Peki ne oldu da "sürekli gelişim (Continuous Improvement)" gibi kavramları literatüre kazandıran şirket bir anda 10 milyon aracı kapsayacak boyutta geri çağırmayla karşı karşıya kaldı?

Bu konu son dönemde çok tartışılıyor ve Toyota’nın daha uzun süre başı ağrıyacak gibi duruyor. Newsweek ve Businessweek gibi dergiler de dahil olmak üzere pek çok ekonomi ve güncel haber yayını konuyu detaylı şekilde işlediği için ben hikayenin başına dönmeyeceğim. Sadece birkaç düşüncemi paylaşmak niyetindeyim. Konuyu blogda yazılım mühendisliği altına koydum, ne alaka diyebilirsiniz; Toyota, Kaizen, yalın (lean) üretim ve sürekli gelişim gibi kavramlar çerçevesinde metodolojilere ve modellere konu olan bir şirket olarak yazılım mühendisliğini doğrudan etkileyen bir kurumdur ve onun kalite güvence sistemindeki topyekün bir aksama bizim kalite modellerimizi doğrudan tehdit edebilir. Bu sebepten konu benim açımdan gayet yazılım mühendisliğidir.

Öncelikle bir saptama ile başlamakta fayda var. Aslında Toyota’nın yoldan çıkışı pek de yeni ve ani bir konu değil. Toyota son yıllara ciddi geri çağırmalarla karşı karşıya kalmaktaymış. Hatta daha önemlisi bu çağrıların bir kısmı sorunların tam çözülememesi nedeniyle tekrar etmekte. NHTSA adlı kuruluş Kuzey Amerika’daki çağrıları listeliyor, bu listede Toyota’nın son yıllarda nasıl bir atakla başa güreştiğini görebilirsiniz. Yani bu aslında pek ani bir sorun değil, bilakis gelişi önceden görülen bir gelişmeymiş.

Bence sorunun üç ilgi çekici yanı var. Bunlardan birincisi, aslında Toyota’nın bu tarz çağrılar konusunda tek başına olmaması. Arızalardan dolayı kullanımdaki araçların bakım istasyonlarına çağrılması otomotiv endüstrisinde oldukça yaygın bir durum. Yazılım üreticilerinin yama yayınlaması gibi bir şey aslında, ancak özellikle güvenlik nedeniyle yapılan çağrılar üreticiye oldukça pahalıya patlıyor. (Bakım giderleri, garanti ve güncellemeler açısından otomotivi kutulu yazılım çözümleri ile karşılaştırmak lazım aslında..) Bu açıdan Toyota kesinlikle en çok çağıran üretici değil. Hatta Toyota’nın çılgın sayılarda araçları çağırdığı bugünlerde dahi diğer üreticiler de yüksek sayıda araçlarını çağırıyor: Ford ve GM’in Kuzey Amerika’da, VW’nin Güney Amerika’da ürettiği araçlar için yaptığı çağrılar bugünlerde aynı derecede etki yapmıyor ama aslında Toyota’dan geri kalır yanları yok.

Peki neden geri çağırma sorunu Toyota’yı diğer üreticilerden fazla sıkıştırıyor? Muhtemel sebeplerden biri Toyota’nın "kaliteli araç" yerine "kaliteli üretici" algısı oluşturmuş olmasından kaynaklanıyor. Toyota’nın bütün üretim felsefesi çoktan halka mal olmuş durumda, bu konuda yazılmış tomarla kitap Toyota’nın üretim kalitesi ve standartlarını yüceltiyor. Kalite ve üretkenliğin mükemmel kombinasyonu olarak reçetelenen Toyota bunun ağızdan ağıza yayılan ününün arkasındaki unsur olmasından rahatsız olmuyor. (Başka hangi üreticinin üretim metodolojisi bu kadar yaygın şekilde biliniyor ki?!) "İyi metod = yüksek kalite" algısı müşteride öylesine yerleşiyor ki, ilk büyük sorun gerçekten büyük sorun haline geliyor. Metodolojinin kalite üzerindeki etkisi tabii ki çok önemli ancak bu eşitlik tek başına metodolojinin doğruluğunu garantilemiyor. Söylemek istediğim, metodolojiniz olması, doğru metodları uyguladığınız anlamına gelir mi?

İkinci sorun ortak altyapı. Toyota ekonomik araçların haricinde Lexus markası ile üst sınıf araçlar da üretiyor. Ancak üretim verimliliği ve maliyet nedeniyle Toyota’nın farklı markaları, farklı serileri ve farklı üretim merkezlerinden araçlar ortak bileşenler kullanıyorlar; böylece bir servet tutan araçla gayet ekonomik araç aynı arızaya maruz kalabiliyor. Hatta ortak bileşenler artık farklı markalar için dahi söz konusu olduğundan üreticiler-arası sorunlar da gözlemlenebilecek. Ortak bileşen kullanımı yazılım tarafında da tercih etmemiz gereken bir yaklaşım. Ancak bunun otomotiv müşterisinde yarattığı algı sorununu çözmek gerekli. (Ortak altyapı ya da frameworklerin yazılım ve otomotiv endüstrisindeki kullanım alanları ve faydaları da yine bir inceleme konusu gibi duruyor..)

Üçüncü sorun Toyota’nın şikayet yönetimi ile ilgili duruyor. Şirket sorun yaşamayacak bir sisteme o kadar odaklanmış ki sorun çıktığında ne yapması gerektiğini bilmiyor, sanki bir "b planı" yok. Bu durum, yönetim metodolojisinin risk yönetiminde eksikleri olduğuna işaret ediyor olabilir. Görünenler risk yönetiminin önemini bir kez daha hatırlatıyor bize.

Bir de alternatif komplo teorisi: geçtiğimiz sene bütün ABD menşeili üreticiler finansal sorunlarla kongre önünde hesap vermek zorunda kalırken başını Toyota’nın çektiği Asya menşeili Amerikalı üreticiler pazarlarını büyütüyordu (bkz: Hyundai). Finansal olarak devlete ihtiyacı olmayan üreticinin aniden kalite sorunlarıyla kendini kongreye hesap verirken bulması aslında bence biraz şaşırtıcı. Bazı okuduğum blog ve yorumlarda Amerikalı müşteriler Toyota’nın önceki sorunlarının basın tarafından hep örtbas edildiğini belirtiyor. Acaba neden bu sefer tam tersine bu kadar büyütüldü?

Bu yazı Yazılım mühendisliği içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s