Kehanet 3: Yunanistan vs Euro

Bu konuda o kadar çok yorum yapıldı ki, bu saatten sonra geriye sadece bahisleri açmak kalıyor. Önünde sonunda Yunanistan’ın Euro bölgesini terk edeceğini, ancak Yunanistan’la sınırlı kalırsa bunun AB’yi parçalamaya yetmeyeceğini düşünüyorum. Ancak takvimsiz kehanet kehanet değildir diyerek, buna da bir zaman kısıtı koyacağım. Tahminim o ki, 2013 sonundan önce Yunanistan’ın Euro’dan çıkışına dair karar alınır. Sonrası teknik konularla biraz daha uzayabilir. Bu kehanetin gerçekleşme olasılığını yarı yarıya gördüğümü de eklemeliyim. Eğer büyüklerden biri, mesela İspanya, hatta Portekiz de bu yolu izlerse AB’nin temel taşı ekonomik birlik geri dönülemez bir yara alır. Yunanistan Euro’da kalırsa yegane sebebi bu olacaktır.

Reklamlar
Strateji içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Startup Weekend İstanbul’un ardından

Geçtiğimiz haftasonu Startup Weekend etkinliğinde “mentor” olarak bulundum. Önceki senelerde haftasonu olduğu için katılmaya imtina ettiğim bir etkinlikti. Alışık olduğum etkinliklerden farklı bir çalışma, bilmeyenler konseptle http://istanbul.startupweekend.org/ adresindeki sitede tanışabilirler.

Cumartesi ve Pazar günleri bana fikir soran iki takıma destek olmaya çalıştım. Biraz sohbet  ettim ve yeni tanıştığım katılımcılarla fikir alışverişinde bulundum. Birkaç nokta dikkatimi çekti.

Öncelikle, katılmaya hak kazanan on takım olmasına rağmen sadece iki takımın destek istemesini garipsedim. 12 yıldır yazılım ve bilişim yönetimi konularında danışmanlık yapıyorum. Müşterilerimin çoğunun kurumsal şirketler ve çokuluslular olmasının önemli sebebinin startupların bu tarz danışmanlık için bütçelerinin bulunmaması olduğunu düşünüyordum. Ancak bu etkinlikte durumun bu olmadığını görme fırsatı oldu, zira on takımdan 8’i herhangi bir destek talep etmedi. Üstelik çoğu da yazılım konusunda sıkıntı çektiğini belirten gruplar..

Konuyu ayaküstü sohbetlerde dile getirince bazı arkadaşlar bunun bilgilendirme eksiğinden olabileceğini söylediler ve organizasyonu suçladılar. Organizasyon iyi değildi, bu gerçek. Microsoft Türkiye ev sahipliğini bence başarıyla yerine getirdi. Bu büyüklükteki yeri temin etmek kolay değil de 3 gün 2 gece boyunca kullanılacak şekilde sunmuş Microsoft. DPE’den arkadaşlar sürekli oradaydı ve evsahipliğini başarıyla yerine getirdiler. Ancak organizasyonun etkinlik sahipliği için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Herşeyi bir kenara bırakın, bütün haftasonumu ayırdım, bir zahmet gelip de teşekkür eden olmadı organizasyondan.

Yine de takımların yegane sorunu bu olmasa gerek. Arkadaşlar mentorların yeterince tanıtılmadığı için takımların ne soracağını bilemediğini düşünüyor, ancak bu da bence geçerli olmamalı. Aç istediğin arama motorunu bu adamlar ne yapar diye arat, yeterince bilgi bulursun.

Bence bu durum bir olgunluk ya da anlayış sorununa işaret ediyor. Küçük şirketler, kobiler ve startuplarla çalışamamanın sebebi de bu. Eğer olgunluk sorunuysa bu aynı zamanda bir paradoksa işaret ediyor, çünkü yaptığımız danışmanlık şirket ve birimlerin olgunluk seviyesini arttırmaya yardım ediyor. Çelişkiyi kıran şirketler bütçe sorunu ile boğuşuyor genellikle. Sorun eğer anlayış sorunu ise bunun kurtuluşu yok.

İkinci konu biraz daha ilginç. Hani şu açılış konuşmasındaki mevzuu var ya, işsizlik ve girişim ile ilgili. Sadece takımlar değil, o etkinlikte konuştuğum neredeyse herkes yazılımcı bulamamaktan şikayet ediyordu. Hatta bazı takımlar fikirlerini gerçekleştirecek yazılımcı olmadığı için sadece prototip ve sunumlar hazırlayabildiler. Peki nerede bu yazılımcılar? Nerede olacak, bakın kariyer sitelerine kaç tane aktif ilan var yazılımcı arayan.

Sözün özü, daha çok yazılımcıya ihtiyaç yaratacak girişimlerden önce daha çok yazılımcı/programcı yetiştirerek azaltabiliriz işsizliği. En azından teknoloji girişimleri açısından Türkiye’nin durumu bu. İşe girişirken kaynakları gözönüne almayı unutmayın.

Uncategorized içinde yayınlandı | 1 Yorum

İş bulamıyorsanız girişimci olun!

Dün Startup Weekend isimli organizasyon için “mentorluk” yaptım. Proje geliştiren yedi takımdan bazı konularda fikrimi merak edenlere basit anlamda danışmanlık yaptım yani. Böyle düşününce, muhtemelen Türkiye’nin oldukça pahalı teknoloji danışmanlarından biriyimdir ve bundan bedava yararlanmak için sadece 2 takımın istekli olması neden girişimcilerden ziyade kurumsal şirketlerle çalıştığımı daha iyi anlıyorum.

Girişimci adaylarının büyük bir kısmında ciddi iş tecrübesi ve iş disiplini göremediğimi düşünüyordum (istisnaları, ki başarılı olma şansları çok daha yüksek tenzih ederim) dün Özyeğin Üniversitesi rektörü Prof. Erhan Erkut’un konuşması durumu aydınlattı. Ancak şüpheci egom hemen devreye girdi ve artık başka sorularım. Muhtemelen Erkut hocanın cevaplaması gerekecek sorular, bu yüzden bu yazı da kendisine açık mektup olsun. Koca rektör gelip blogu cevaplayacak değil ya..

Hoca diyor ki, dünyada iş arayan 3 milyar kişi var ama sadece 1,5 milyar iş var. Bu yüzden girişimciler lazım. Koca rektör dediğine göre işin bilgi kısmı, yani cümlenin birinci yarısının doğru olduğu kabul ediyoruz. Bu durumda özellikle birçok yeni mezun ama daha kötüsü çoğu doğru düzgün eğitim almamış yüzmilyonlarca insan işsiz, korkarım aşsız. Gelelim cümlenin ikinci yarısına. Hocam diyor ki, girişimci deyince biz öyle köşedeki bakkalı, kobiyi kastetmiyoruz, sonra da ekliyor tabii onlara da saygımız var, kötü bir şey değil yaptıkları.. Konuşmanın heyecanına verelim, demek istediği (herhalde, ya da akıl okumaya başladım) bu etkinliklerde aradıkları teknoloji girişimleri (tech startup dedikleri). Yine konuşmanın heyecanına verirsek, kobi’leri beğenmeme faslı da bir dil sürçmesi olsa gerek, zira Türkiye ekonomisinin %80’ini kobiler ayakta tutuyor. (Büyük şirketlerden daha verimsiz ve düşük karla çalışıyorlar ama bu başka yazıların konusu.) Bu şartlar altında dahi hocam haklı, işsizlikle başa çıkmanın en doğru yolu yeni şirketlerin kurulması, yani yeni girişimler, daha çok kobi (hatta biraz verimsiz olması belki daha iyi, 10 kişinin yapacağı işi 12 kişiyle yaparak biraz daha istihdam yaratabilir – başkasının cebinden sosyal transfer :).)

Peki kim olmalı bu girişimci? İşte soruları başladığı yerler. Sayın rektör öğrencilerine girişimci olmayı tavsiye ediyor. Tıpkı amerikan rüyası gibi, okulu bitir, garajda şirket kur, milyarder ol.. (Heyhat bizim apartmanlarda garaj olmadığı için belediye kaldırımlarımızı parayla kiralıyor.) Hocama üç sorum var, olurda bir şekilde cevaplarsa memnun olurum, aydınlanırım:

1. En parlak öğrencilerine girişimci olmayı mı yoksa akademisyen olup okulda kalmayı mı tavsiye ediyor? Eğer en iyilere girişimci olun diyorsa, bu işi beceremeyecek olanlara mı okulda kalın diyor?

2. Türkiye yazılım sektöründeki temel sorunlardan biri nitelikli elemanı (rekabet edebilir ücret seviyelerinde) bulmakken, sermayesi, tecrübesi ve birçok konuda bilgisi bile olmayan  yeni mezunları kaynakları kısıtlı bir alanda şirket kurarak hangi işsizliğe engel olacağını düşünüyor? Başarısız eğitim veren üniversitelerin işletme bölümlerinden mezun olan öğrencilerine mi? Zira iyi mühendis mezun varsa zaten anında iş buluyor, hatta mühendis olmasın ama kod yazabilsin, kapı hep açık.. İşsizlik sadece iş olmamasından kaynaklanmıyor, eğitim kalitesi ve eğitimin hiç olmaması gibi yapısal nedenler ne olacak?

3. Özgeçmişinden anladığım kadarıyla sayın hocam saygın bir akademik kariyere sahip. Önemli okullarda okumuş ve çalışmış. Bu özgeçmişte kurduğu bir şirkete rastlayamadım (özel sektör tecrübesi dahi göremedim, sadece akademi ama..), yanlış biliyorsam konuyla alakası açısından da önem taşıdığını düşünüyorum, düzeltirse çok mutlu olurum. Zira birinci maddeyle de alakalı olarak, kendisinin bu güne kadar bir girişimi olmasının sebebi acaba her zaman çalışabilecek iyi işler bulmuş olması mı? Bu durumda girişimciliği, bir yerlerde işe giremeyecek mezunlar için mi düşünüyor?

Bu işte bir terslik olduğu düşünen sadece ben miyim?

Strateji içinde yayınlandı | ile etiketlendi | 4 Yorum

Öngörü: mobil cihazlar için ortak geliştirme platformu

Bu tarz çözümler önceden mainframe ve sunucu ortamları için de vardı: bir kod yazarsın, araç bunu farklı platformlar için yorumlar ve derlenebilir/çalışabilir kod üretir. Sözkonusu olan mobil platformlar iOS, Android ve Windows Phone ise ve geliştirmeyi planladığınız uygulamalar kurum dışı kullanılacaksa, yani kullanıcılarınız çalışanlarınız (ya da müşterilerinizin çalışanları) olmayacaksa, bu yolu kullanmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Bu yüzden biz üç platform için farklı kod yazmayı sürdüreceğiz.

Zaman bu konuda yanılıp yanılmadığımı gösterecektir. Eğer üçü için ortak bir ortam sağlanabilirse 1-2 yıl içinde ayrı platformlar için farklı ide ve diller ortadan kalkacaktır. Tabii ki bu ortamın yetenek açısından tatminkar, fiyat açısından makul olması zaruridir.

Yazılım mühendisliği içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Startuplar kıymete binerken – Girişimci adayına tavsiyeler 2

Okulu bitirmek üzeresin, ya da birkaç sene çalıştın ve güzel bir MBA yaptın, acaba profesyonel hayata dönmek yerine kendi şirketimi mi kursam diyorsun. İşe bak ki, etrafta da dikkate değer birçok kişi ve kurum sana “şirket kur! şirket kur!” diye tempo tutuyor.. Kurup kurmamak girişimcinin vermesi gereken en temel cevap zaten de, benim size tavsiyem, tempoculara yakından bir bakın. Kendi şirketlerinin mi başındalar, kurmuşlar, güzel paralara satmışlar size de aynısını mı tavsiye ediyorlar, yoksa kurumsal şirketlerin güvenli limanında, önlerine konmuş planda startuplar desteklene yazdığı için mi böyle diyorlar bir düşünün.

 

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Facebook’un halka arzı (IPO)

Instagram anlaşmasından dolayı gecikmezse Facebook hisselerinin alım satımı 16-17 Mayıs’ta başlayabilecekmiş. Gecikme olursa Mayıs sonunu bulabilirmiş. (http://moneymorning.com/tag/facebook-stock-price/)

Hisse değerini heyecanla bekliyorum, zira 100b$ değerlemenin balon olduğunu düşünüyorum. Tahminim Facebook hisselerinin halk arzı takip eden 12 ay için herhangi bir zamanda %25’ten fazla değer kaybedeceği yönünde.

Uncategorized içinde yayınlandı | 2 Yorum

Kehanet: Beşar Esad

Son gelişmeler ışığında Suriye için 2 yol görüyorum:

1. Annan planı sayesinde Beşar Esad iktidarını (en azından) 2012’nin sonuna kadar korur. Şiddet tabii ki durmaz ama Mısır ve Libya gibi olmaz, şu andakinden daha düşük ama ciddi seviyede süregider. Suriye muhalefeti birleşmez ve Suriye’nin parçalanması için harita oluşturulmaya başlar.

2. Annan planı sayesinde Suriye’nin dostları toplantısından sonuç çıkmasına mani olan yönetim şiddete hızla devam eder. BM daha fazla seyirci kalamaz ve bir noktada bir şekilde müdahale edilir.

Tahminim 1. şıkkın gerçekleşeceği ve Esad’ın iktidarını en azından bu senenin sonuna kadar koruyacağı. (Dileğimse tüm ülkelerde şiddetin sona ermesi ve demokrasinin hüküm sürmesi, ama korkarım fazla iyimser bir dilek bu.) 

Haberler ve politika, Strateji içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın