Cari açık

Türkiye’nin en büyük ekonomik sorunlarından biri "cari açık" konusunda anlamadığım bir husus var: uzmanlar sürekli olarak katma değeri yüksek aramal ithalatına karşılık katma değeri düşük nihai mal ihracını sebeplerden biri olarak ifade ediyorlar. Ara malın, nihai mal üretiminde kullanılacak kısmen üretilmiş mal olduğunu düşününce; nihai malın ithal edilen ara malı da kapsadığını düşünüyorum. Bu kabulden yola çıkarak, nihai malın katma değeri ara malın katma değerinden düşük olsa dahi bunun cari açık üzerinde etkisi olmaması gerekiyor, velev ki zararına satılmasın. Zararına satış gibi bir durum da söz konusu olmayacağına göre nihai mal üreticilerinin ara malı sübvanse ederek ihracat yapmaları gibi bir durum anlamını yitiriyor. Bu durumda nasıl oluyor da katma değeri yüksek ara mal cari açığı arttırıyor, anlamış değilim.
 
Anladığımı şöyle örnekleyeyim: otomobil üreticisi katma değeri yüksek motoru ithal ediyor. Diyelim ki motorun alım fiyatı 10 birim, bu ithalatı arttırdığı için cari açığa olumsuz etki ediyor. Bu motorun kullanıldığı aracı ihraç ediyor; aracın (diğer parçalarının ve montajının katma değeri daha düşük bile olsa) satış fiyatı motorun satış fiyatından daha düşük olmayacağına göre -aksi takdirde zararına satış olurdu- ihraç tutarı ithal tutarını aşıyor, bu da cari açıkta oluşan olumsuz etkiyi ortadan kaldırıyor, cari fazla üretiyor. Örneğim mi yanlış acaba?
 
Bir ihtimal, ithal edilen ara mal ile ihraç edilen nihai mal aslında alakasız olabilir; ancak bu durumda ithal edilen malın ara mal ya da nihai mal olmasının bir anlamı kalmıyor, neticede ithal edilen malın ihraç için kullanımı söz konusu olmadığı takdirde ara mal karakterinin kıymeti kalmıyor.
 
Bana sorarsanız bu ifade sorunlu; cari açığın sebebi ara mal ithalatı ya da sanayinin yapısal bozukluğu değil. Sorunu doğru ifade etmeden çözüm üretmek mümkün değildir.
Haberler ve politika içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yazgeliştir Zirvesi

Geçenlerde Yazgeliştir.com’un yeni etkinliklerle adından söz ettireceğini duyurmuştum zaten, işte beklenen büyük etkinlik de duyuruldu: Yazgeliştir Zirvesi – Mayıs 2010. Atakan Kesler ile birlikte sunacağımız doksan dakikalık açılıştan sonra 3 paralel dizide toplam 12 oturum düzenlenecek. Konuşmacı olarak yazgeliştir editörleri, MVP’ler ve açılış oturumuna katılacak konuklarımız yer alacak. Detaylar kayıt sitesinde: www.yazgelistirzirvesi.com
 
Etkinlik 29 Mayıs Cumartesi Microsoft’un İstanbul ofisinde gerçekleştirilecek. Katılamayanlar için bazı sunumlar internetten canlı olarak yayınlanacak ve daha sonra da yazgeliştir.com’dan izlenebilecek. İki yüz civarında katılımcı beklediğimiz etkinlik aynı zamanda ileride düzenlenecek etkinliklerin de bir provası olacak.
 
Yazgeliştir tarafında yaza girmeden düzenleyeceğimiz bir etkinliğimiz daha olabilir. Bu etkinlik sadece yazgeliştir yazarlarına ve aktif olarak katılmak isteyen yazgeliştircilere yönelik olacak. Henüz detayları belli olmayan bu etkinliğe dahil olmak istiyorsanız muhakkak editörlerle irtibat içerisinde olun!
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Yazgeliştir Webinerleri

Yazgeliştir editörleri Nisan – Mayıs ayları boyunca dört webiner gerçekleştirecekler. Detaylı bilgi ve adres için yazgeliştir’de yayınlanan duyuruya ulaşabilirsiniz: http://www.yazgelistir.com/Haberler/HaberDetay.aspx?hId=1000000211 
 
Kaçırmamanızı tavsiye ederim!
 
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Etkinliklern ardından..

Etkinlikler haftası sona erdi ve biraz istirahatın ardından kendimi Bakü’de buldum. Geçen hafta hakkında biraz bilgi vermekte fayda görüyorum.
 
RDTalk deneme sürüşü beklediğimizden hafif geçti. Daha çok Facebook üzerinden duyurduğumuz bu etkinliğe 6 kişi geldi, 2 izleyici de LiveMeeting’den katıldı. Katılım az olsa da sohbet eğlenceliydi. Bir sonrakini Nisan ayının ortalarında duyurmayı planlıyoruz.
 
.Net Architect Advisor toplantıları başarıyla gerçekleştirildi. Sadece üyelerin katıldığı bu toplantılarda MCS’ten Batu Balkanlı ve RD Daron Yöndem konuşmacı olarak katıldı. Açılış sunumunu ise sevgili Deniz Ercoşkun ile birlikte gerçekleştirdik. Sunumları ve toplantılarda konuşulan konuların bir özetini anlatan yazıyı yakında www.yazgelistir.com sitesinde açılacak .Net Architect Advisor bölümünde yayınlayacağız.
 
Yazgeliştir demişken, editör toplantısı da kalabalık bir katılımla gerçekleştirildi ve önemli bazı kararlar alındı. Henüz erken olduğu için çok detay vermek istemesem de yakın zamanda bir dizi webcast ve önemli bir etkinliği duyurduğumuzu göreceksiniz.
 
Peki sırada ne var? En yakın etkinlik 30 Nisan’da gerçekleştirilecek ImagineCup 2010 Türkiye Finalleri. Microsoft İstanbul ofisinde gerçekleştirilecek etkinlikte Polonya’daki dünya finallerine katılarak Türkiye’yi temsil edecek yazılım tasarımı kategorisi birinicisini seçeceğiz. İnşallah birinci olan takımla bu sene de finallerde buluşma imkanımız olacak, çünkü bu sene de ImagineCup Dünya Finali jürisine davet edildim, Temmuz başında bir haftalığına Varşova’ya gideceğim. Bir sonraki etkinlik ise 7 Mayıs’ta LiveMeeting’de gerçekleşecek ve Microsoft Visual Studio ürün gruplarından bir uzman konuşmacı olarak katılacak. Etkinliğin detaylarını ve LiveMeeting adresini yakında burada yayınlayacağım.
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Etkinlikler haftası

Bu hafta etkinlikler ve topluluk çalışmaları ile geçecek.
 
Yazgeliştir editörler toplantısı – Pazartesi akşamı Yazgeliştir.com sitesinin editörleri Microsoft Türkiye ofisinde buluşuyor. Bu toplantı ile ben de bayağıdır uzak kaldığım Yazgeliştir ekibine dönmüş olacağım, sitenin yönetimine destek verip yeni çalışmaları planlamalarına yardım edeceğim. Henüz detaylardan bahsetmek için çok erken olsa da, yaza kadar geçecek dönemde Yazgeliştir’in birkaç önemli etkinlik düzenleyebileceğini müjdeleyebilirim.
 
RDTalks – İlk RDTalk bu Salı akşamı 18.00’da Microsoft Türkiye’nin İstanbul ofisinde gerçekleşiyor. Microsoft Regional Director’ların arasında sohbet ve soru-cevap formatında geçecek toplantıya katılmak üzere en geç Pazartesi mesai bitimine kadar Facebook grubuna giderek oradaki etkinliğe cevap vermeniz gerekiyor. Soruları ise twitter.com/rdtalks adresine gönderiyorsunuz. Etkinlik ayrıca LiveMeeting’den yayınlanacak. Tüm detaylar Facebook grubunda: http://www.facebook.com/event.php?eid=338642524071&ref=ts#!/group.php?gid=329339006673&ref=ts Sorularınızı bekliyoruz!!
 
.Net Architect Advisor – Üyelere özel kapalı bir grup olan .Net Architect Advisor’ın Mart’10 toplantıları bu hafta Çarşamba Ankara’da ve Cuma İstanbul’da gerçekleşiyor. Özellikle .Net ile uygulama geliştiren ekiplerin yazılım mimarları ve yöneticileri düzenli olarak bir araya geliyor ve fikir alışverişinde bulunuyor. Bu toplantının konusu kullanıcı tecrübesi (user experince – UX). Bu seçkin gruba üye değilseniz üzülmeyin, grubun tartışmalarından çıkan sonuçları ve sunumları yayınlayabileceğimiz bir ortamın hazırlıkları devam ediyor. Ayrıca grubun çalışmalarının sunulacağı bazı etkinlikler de gündeme gelebilir. Eğer grubun eski bir üyesiyseniz ve bu toplantılar ile ilgili size ulaşılmadıysa lütfen benimle irtibata geçin.
 
 
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

RDTalks

Yeni bir etkinlik dizisine başlıyoruz: RDTalks. Daron Yöndem ve Atakan Kesler ile birlikte Microsoft Regional Director programını da tanıtma imkanı yaratacak birşeyler yapma fikrinden hareketle ortaya çıkan bu etkinlikte RD’ler sunum yapmayacak, sadece soru cevaplayacaklar. Ayda bir defa mesai saatlerinin sonunda gerçekleştirmeyi planladığımız bu soru-cevap oturumlarında teknoloji ve bilişim çerçevesinde her türlü soruyu cevaplamaya çalışacağız.
 
İlk toplantı 23 Mart Salı günü 18:00’da Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleştirilecek bu etkinliğe 100 katılımcı kabul edeceğiz ve canlı olarak LiveMeeting’den yayınlayacağız. Etkinliğe katılmak için Facebook’ta aynı isimle oluşturduğumuz gruba dahil olmanız ve buradaki etkinliğe geleceğinizi bildirmeniz gerekiyor; belirttiğim gibi sadece katılacağını belirten ilk 100 etkinliği yerinde izleyebilecek. Ektinlikle ilgili tüm duyurulara da bu grup sayfalarından ulaşabilirsiniz. Soruları ise RDTalks isimli twitter hesabından (https://twitter.com/rdtalks) topluyoruz. Sorularınızı şimdiden gönderebilirsiniz.
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Toyata neden yoldan çıktı

Toyota Motor Corp. 2001 yılında "Toyota Way" olarak da adlandırılan bir yönetim politikasını yayınladı. Bu politika, üretim felsefesi kalite ile özdeşleştirilen şirketin geleneksel kültürünün bir parçasıydı. Toyota’nın üretim anlayışı, içinde barındırdığı Kaizen gibi unsurlarla otomotiv endüstrisinin de dışında tüm endüstrilerce kalitenin altın kuralı olarak görülmeye başlandı. Peki ne oldu da "sürekli gelişim (Continuous Improvement)" gibi kavramları literatüre kazandıran şirket bir anda 10 milyon aracı kapsayacak boyutta geri çağırmayla karşı karşıya kaldı?

Bu konu son dönemde çok tartışılıyor ve Toyota’nın daha uzun süre başı ağrıyacak gibi duruyor. Newsweek ve Businessweek gibi dergiler de dahil olmak üzere pek çok ekonomi ve güncel haber yayını konuyu detaylı şekilde işlediği için ben hikayenin başına dönmeyeceğim. Sadece birkaç düşüncemi paylaşmak niyetindeyim. Konuyu blogda yazılım mühendisliği altına koydum, ne alaka diyebilirsiniz; Toyota, Kaizen, yalın (lean) üretim ve sürekli gelişim gibi kavramlar çerçevesinde metodolojilere ve modellere konu olan bir şirket olarak yazılım mühendisliğini doğrudan etkileyen bir kurumdur ve onun kalite güvence sistemindeki topyekün bir aksama bizim kalite modellerimizi doğrudan tehdit edebilir. Bu sebepten konu benim açımdan gayet yazılım mühendisliğidir.

Öncelikle bir saptama ile başlamakta fayda var. Aslında Toyota’nın yoldan çıkışı pek de yeni ve ani bir konu değil. Toyota son yıllara ciddi geri çağırmalarla karşı karşıya kalmaktaymış. Hatta daha önemlisi bu çağrıların bir kısmı sorunların tam çözülememesi nedeniyle tekrar etmekte. NHTSA adlı kuruluş Kuzey Amerika’daki çağrıları listeliyor, bu listede Toyota’nın son yıllarda nasıl bir atakla başa güreştiğini görebilirsiniz. Yani bu aslında pek ani bir sorun değil, bilakis gelişi önceden görülen bir gelişmeymiş.

Bence sorunun üç ilgi çekici yanı var. Bunlardan birincisi, aslında Toyota’nın bu tarz çağrılar konusunda tek başına olmaması. Arızalardan dolayı kullanımdaki araçların bakım istasyonlarına çağrılması otomotiv endüstrisinde oldukça yaygın bir durum. Yazılım üreticilerinin yama yayınlaması gibi bir şey aslında, ancak özellikle güvenlik nedeniyle yapılan çağrılar üreticiye oldukça pahalıya patlıyor. (Bakım giderleri, garanti ve güncellemeler açısından otomotivi kutulu yazılım çözümleri ile karşılaştırmak lazım aslında..) Bu açıdan Toyota kesinlikle en çok çağıran üretici değil. Hatta Toyota’nın çılgın sayılarda araçları çağırdığı bugünlerde dahi diğer üreticiler de yüksek sayıda araçlarını çağırıyor: Ford ve GM’in Kuzey Amerika’da, VW’nin Güney Amerika’da ürettiği araçlar için yaptığı çağrılar bugünlerde aynı derecede etki yapmıyor ama aslında Toyota’dan geri kalır yanları yok.

Peki neden geri çağırma sorunu Toyota’yı diğer üreticilerden fazla sıkıştırıyor? Muhtemel sebeplerden biri Toyota’nın "kaliteli araç" yerine "kaliteli üretici" algısı oluşturmuş olmasından kaynaklanıyor. Toyota’nın bütün üretim felsefesi çoktan halka mal olmuş durumda, bu konuda yazılmış tomarla kitap Toyota’nın üretim kalitesi ve standartlarını yüceltiyor. Kalite ve üretkenliğin mükemmel kombinasyonu olarak reçetelenen Toyota bunun ağızdan ağıza yayılan ününün arkasındaki unsur olmasından rahatsız olmuyor. (Başka hangi üreticinin üretim metodolojisi bu kadar yaygın şekilde biliniyor ki?!) "İyi metod = yüksek kalite" algısı müşteride öylesine yerleşiyor ki, ilk büyük sorun gerçekten büyük sorun haline geliyor. Metodolojinin kalite üzerindeki etkisi tabii ki çok önemli ancak bu eşitlik tek başına metodolojinin doğruluğunu garantilemiyor. Söylemek istediğim, metodolojiniz olması, doğru metodları uyguladığınız anlamına gelir mi?

İkinci sorun ortak altyapı. Toyota ekonomik araçların haricinde Lexus markası ile üst sınıf araçlar da üretiyor. Ancak üretim verimliliği ve maliyet nedeniyle Toyota’nın farklı markaları, farklı serileri ve farklı üretim merkezlerinden araçlar ortak bileşenler kullanıyorlar; böylece bir servet tutan araçla gayet ekonomik araç aynı arızaya maruz kalabiliyor. Hatta ortak bileşenler artık farklı markalar için dahi söz konusu olduğundan üreticiler-arası sorunlar da gözlemlenebilecek. Ortak bileşen kullanımı yazılım tarafında da tercih etmemiz gereken bir yaklaşım. Ancak bunun otomotiv müşterisinde yarattığı algı sorununu çözmek gerekli. (Ortak altyapı ya da frameworklerin yazılım ve otomotiv endüstrisindeki kullanım alanları ve faydaları da yine bir inceleme konusu gibi duruyor..)

Üçüncü sorun Toyota’nın şikayet yönetimi ile ilgili duruyor. Şirket sorun yaşamayacak bir sisteme o kadar odaklanmış ki sorun çıktığında ne yapması gerektiğini bilmiyor, sanki bir "b planı" yok. Bu durum, yönetim metodolojisinin risk yönetiminde eksikleri olduğuna işaret ediyor olabilir. Görünenler risk yönetiminin önemini bir kez daha hatırlatıyor bize.

Bir de alternatif komplo teorisi: geçtiğimiz sene bütün ABD menşeili üreticiler finansal sorunlarla kongre önünde hesap vermek zorunda kalırken başını Toyota’nın çektiği Asya menşeili Amerikalı üreticiler pazarlarını büyütüyordu (bkz: Hyundai). Finansal olarak devlete ihtiyacı olmayan üreticinin aniden kalite sorunlarıyla kendini kongreye hesap verirken bulması aslında bence biraz şaşırtıcı. Bazı okuduğum blog ve yorumlarda Amerikalı müşteriler Toyota’nın önceki sorunlarının basın tarafından hep örtbas edildiğini belirtiyor. Acaba neden bu sefer tam tersine bu kadar büyütüldü?

Yazılım mühendisliği içinde yayınlandı | Yorum bırakın

.NET Architect Advisor

.NET Architect Advisor, Microsoft Türkiye bünyesinde 2003 senesinde kurulan kapalı bir gruptur. (Microsoft sanırım aynı isim altında başka ülkelerde de çalışmalarda bulundu.) Şirketler ve yazılımevlerinde uygulama geliştiren ekiplerde yazılım tasarımından sorumlu uzmanların biraraya gelerek fikir alış verişinde bulunduğu, teknik konuları tartıştığı, hatta orjinal çıktılar üreterek bunları yayınladığı bir platform olmayı hedefleyen bu çalışma uzunca bir süre devam etti, özellikle Kıbrıs bootcamp’iyle efsane oldu.
 
Birkaç sene önce yaptığımız ikinci baskı ilki kadar başarılı ve uzun soluklu olmasa da tekrar biraraya gelmek için güzel bir fırsat oluşturdu, ancak devamı gelmedi. 2010 için yapılan planlarda da dört toplantı bulunuyor. Bunların ikisi gerçekleşti, önümüzdeki Temmuz’a kadar da 2 toplantı daha gerçekleştirilecek. Bu iki etkinliğin organizasyonunda aktif görev alacağım için bu konudaki gelişmeleri de buradan paylaşmayı düşünüyorum haliyle. Mart sonunda biri İstanbul, biri Ankara’da gerçekleşecek toplantıların içeriği olarak "kullanıcı tecrübesi (User eXperience)" belirlendi.
 
İşlenen konuyu mimari açından tartışabilmeyi amaçladığımız bu toplantıların sadece bu grubun üyelerine açık olmasının temel sebebi de, katılımcıların bu tarzdaki mimari bir tartışmayı yürütebilecek yetkinliğe sahip olmalarını sağlamaktır. Tartışmalar neticesinde oluşan birikimin katılımcılara kayde değer etki sağlayabilmesi için her toplantıya aynı kimselerin katılması, grubu şirketlerden çok kişiye özel bir yapıya sokuyor; yani üyelik şirket kontenjanından ziyade kişiye sağlanan bir hak. Grubun haberleşmesi için üyelere özel bir Facebook grubu gündemde, toplantı çıktıları ile sunumları ise katılıma açık bir web sitesinden duyuracağız.
 
Bu vesile ile buradan da duyurmuş olayım, eski Architect Advisor grubuna üye olup, son dönemde irtibat bilgileriniz değiştiyse, ya da son iki toplantıdan haberiniz olmadıysa lütfen benimle irtibata geçin, yeni toplantı bilgilerini sizlere vakitli ulaştırabileyim.
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın

RD

Microsoft tarafından Regional Director (RD) ünvanına layık görüldüm. Microsoft ile ilişkilerim ilk geliştiği dönemde sevgili dostlar Selçuk Uzun ve Gökşin Bakır tarafından yürütülen bu rol bayrak yarışı misali zaman Atakan Kesler ve Daron Yöndem’e ulaştı. RD programının temel şartlarından biri olan, Microsoft ile maddi bir bağlantı olmaması durumunu ancak yakın zamanda karşılayabildiğim için Microsoft Türkiye ile ortak çalışmalarımızı bundan böyle bu program çerçevesinde yürütme kararı aldık. Özellikle yazılım toplulukları ile ilişkilerimin gelişimi açısından bu çalışmaların faydalı olacağına inanıyorum.
 
Bununla birlikte, programın uluslararası karakteri de göz önüne alınınca blogda yayınladığım yazıların bir kısmının – azından teknik olanların – ingilizce olarak yayınlanması ihtiyacı hasıl oluyor. Yıllardır teknolojik gelişmeleri takip edebilmek için bunları ana dilimizde takip etmemiz gereğini savunageldiğim için şimdi mesleki yazılarımı başka bir dilde yazmanın ikilemini yaşıyorum. İki dilde birden yazmak benim için büyük bir yük getirecekken, otomatik tercümenin bu işin altından kalkmak için yeterli olmadığını da deneyerek görmüş bulunuyorum.
 
Sözün özü, nasıl yapacağımı bilmemekle beraber, ne yapacağımı da bilmiyorum: Ey okur, bu günlüğün naçizane yazarına engin fikrinle yol göster!
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | 2 Yorum

Güzel bir site

Kubbeleri incelerken güzel bir siteye rastladım, tavsiye ederim: http://www.essential-architecture.com
Bilgisayarlar ve Internet içinde yayınlandı | Yorum bırakın